Bu site için Internet Explorer kullanmanız tavsiye edilir.


Atatürk Havalimanı alışverişte ilk 20’de

27.10.2007
Havalimanı işletmeciliğinin en önemli noktalarından Duty Free (gümrük satış) mağazacılığı artık sektör haline geldi.

İstanbul, Ankara ve İzmir havalimanlarının Duty Free mağazalarının işletmecisi ATÜ Genel Müdürü Ersan Arcan, tanınmış dünya markalarının yer almak istediği cazip bir satış noktası haline geldiklerini söyledi. TAV Havalimanları ve Unifree ortak girişimi ile 2000’de kurulan ATU, 40 bin çeşit ürünle, sektörünün en iyiler sınıfında yer alıyor. ATÜ’yü tercih eden dünya markalarının da başarılı sonuçlar aldıklarını belirten Arcan, Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan’da da hizmet verdiklerini, yurtdışındaki faaliyet noktalarını artıracağını söyledi.

KAZAN-KAZAN İLKESİ: Arcan, başarılarında trentleri takip etmenin, yenilikçi olmanın, kazan-kazan ilkesi ile hareket etmenin, seyahat eden farklı profillerdeki müşterilerin ihtiyaçlarına cevap vermenin etkisi olduğunu söyledi. Yolcuların artık havalimanlarında daha çok vakit geçirdiklerini belirten Ersan Arcan, şunları anlattı: “Yolcu sayısı her geçen gün artıyor. Gümrüksüz satış mağazaları giderek yeni yaşam ve alışveriş merkezleri haline geliyor. Seyahatlerinden en az iki saat önce terminale gelen yolcular ATÜ’nün işlettiği Duty Free’lerde zaman geçiriyorlar. En çok sigara ve içki satışı yapılıyor. Ciroda en büyük pay ise kozmetik ürünlerin. Duty Free’yi tercih edenler alışveriş kültürüne sahip, hangi ürünü alacağı konusunda bilinçli ve aynı zamanda belirli bir zaman dilimi içerisinde alışverişini tamamlamayı hedefleyen yolcular.”

2000 HAVAALANI: Tüm mağazalarını yenileyen ATÜ, yolcuların alışveriş dinamiklerinin inceleyerek, ürünlerin konumlarını buna göre belirliyor. Pre Order yani önceden satışla, internet sitesinde ön talepte bulunan yolcular, havalimanlarında paketlerini hazır buluyorlar. Dünyadaki 2 bine yakın havalimanı arasında ilk 20’ye giren Atatürk Havalimanı Duty Free mağazalarının en önemli rakipleri şunlar: Londra Heathrow Havalimanı (İngiltere),Seul Incheon Havalimanı (Güney Kore), Dubai Uluslararası Havalimanı (Birleşik Arap Emirlikleri), Singapur Changi Havalaimanı (Singapur), Tallinn Havalimanı (Estonya), Amsterdam Schipol Havalimanı (Hollanda), Paris Charles de Gaulle Havalimanı (Fransa), Frankfurt Main Havalimanı (Almanya), Londra Gatwick Havalimanı (İngiltere) Hong Kong Havalimanı.

Hürriyet Gazetesi

Sigorta priminde indirim yine başka bahara kaldı

27.10.2007
Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, SSK primlerinde 5 puan indirim yapılmasının bu aşamada mümkün olmadığını söyledi. SSK primlerinde 5 puanlık indirimin maliyetinin çok yüksek olduğunu belirten Şimşek, “5 puanlık indirimi bu aşamada yapamayacağız. Çünkü böyle bir imkanımız yok.” dedi.

SSK primlerinde indirimin sosyal güvenlik açığının artmasına yol açabileceğini dile getiren bakan, istihdam üzerindeki idari yükleri aşağıya çekerek işvereni rahatlatacaklarını kaydetti. SSK primlerinin aşağıya çekilmesi, işverenin uzun süredir hükümetten beklediği bir adımdı. Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan da 1 Ocak 2008′den itibaren SSK primlerinin 5 puan düşürüleceğini açıklamıştı. Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen ‘Yapısal reformların makro ekonomik etkileri’ konferansına katılan Şimşek, çıkışta gazetecilerin sorularını cevapladı. SSK primlerinin orta ve uzun vadede mutlaka düşürüleceğini anlatan Şimşek, Sanayi Bakanı Çağlayan’ın açıklamalarının hatırlatılması üzerine, “Bunu konuşmamız lazım.” ifadesini kullandı. Elektrik zammına ilişkin soruları da cevaplayan Bakan Şimşek, yapılacak zam oranının bütçe tamamlanmadan belirleneceğini söyledi.

KDV indirimi erken oldu
Devlet Bakanı Şimşek, konferansta yaptığı konuşmada ise KDV oranlarında yapılan indirimi eleştirdi. KDV indirimlerinin son derece erken yapıldığını ifade eden Şimşek, “İndireceksek üretimi, istihdamı artırmayı teşvik eden vergilere ağırlık verilmeliydi.” diye konuştu. Kayıt dışı ile mücadelenin hız kazanması gerektiğini vurgulayan Şimşek, hükümetin geçtiğimiz dönemde bu konuda ciddi bir adım atamadığını belirtti. Kayıt dışı mücadelenin önemine dikkat çeken Şimşek, bunu teşvik edici adımların mutlaka atılmasını; ancak bunu yaparken bütçe imkanlarına da bakılması gerektiğini söyledi. Şimşek, “Bütçe açığımız varsa, ciddi birtakım gelir azaltıcı, gider artırıcı adımlar atarsanız, borçlanma gereğini artırırsınız. O da memleket için iyi olmaz. Vergi indirimi gibi maliyetli reformları bütçeyi zorlamadan yapmak lazım.” şeklinde konuştu.

Ankara, Zaman

BDDK: Türk bankalarının bilançoları batılı bankalarınkinden şeffaf

27.10.2007
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başkanı Tevfik Bilgin, Türkiye’de şeffaflığın önemli bir noktaya geldiğini belirterek, Türk bankalarının mali tablolarının batılı ülke bankalarının mali tablolarından daha şeffaf olduğunu söyledi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bugün Türkiye’deki bankaların bilançolarının birçok batılı ülkedeki bankanın bilançosunun şeffaflığından çok daha şeffaf olduğunu söyledi. Bilgin, Türkiye Ekonomi Kurumu ve Gaziantep Üniversitesi işbirliğiyle dün düzenlenen “14. Ulusal İktisat” sempozyumunda “2000′li Yıllarda Uluslararası Finans Yapısı: Türk Bankacılık ve Reel Sektör Üzerine Etkileri” konulu açılış bildirisi sundu. Bilgin, finansal sistemler açısından çok önemli olan şeffaflığın Türkiye’de de belirli bir noktaya geldiğini ifade etti. Batılı ülkelerin bankalarında aynı şeyi görmenin mümkün olmadığını ifade eden Bilgin, “Bugün bankalarımızın bilançolarının şeffaflığı birçok batılı ülkenin bankasının bilançosunun şeffaflığından daha çok şeffaf. Düşük dereceli konut kredilerinin dünya ekonomisindeki yarattığı dalgalanmada bunu çok iyi gördük” dedi.

Zararlarını açıklayamıyorlar
Geçen hafta ABD’de düzenlenen Dünya Bankası’nın toplantısında dünya çapında bankaların yöneticilerine “Dünyadaki son krizde zararınız ne kadar” sorusunun sorulduğunu belirten Bilgin, “İnanın hiçbiri rakam söylemiyor. 2001 krizinde bu ülkede aynı şekilde davrandınız mı ya da o dönemdeki o zararı Türk halkına yüklerken, bazı şeyleri iteleyebilir miydik, zamana yayabilir miydik? Şimdi batılıların yaptığı şu andaki zararı zamana yaymak, üstünü örtmek ve tedavi etmek. Burada bir anlamda bir çifte standart olduğunu görmekteyiz” diye konuştu.

Bilgin, Türk finans sisteminin mart sonu itibarıyla büyüklüğünün 592 milyar YTL olduğunu bu büyüklüğün yüzde 90′ını bankaların oluşturduğunu, bunun da bankacılık sisteminin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Bir kısım ülkelerde, bankacılığın toplamının Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) üzerinde olduğunu, bu açıdan bakıldığında Türk bankacılığının önünde çok önemli bir potansiyel olduğunu ifade eden Bilgin, “Bunun için yabancı bankalar Türkiye’ye geliyor, aşırı bir ilgi var. Çünkü boşluk çok fazla, bu boşluğu doldurmak istiyorlar” dedi.

Düşen faiz ortamında bankaların kredileri yeniden keşfettiklerinin altını çizen Bilgin, bankaların finansal aracılık işlevinin daha iyi işler hale geldiğini belirtti. Önceden müşterilerin bankaya gittiğini şimdi ise bankacıların müşteriye ulaştığını kaydeden Bilgin, “Parayı satmak zorundasınız, Hazine’nin borçlanma ihtiyacı azaldıysa bu parayı nereye kullandıracaksınız, kasada bekletirseniz zarar edersiniz. Dolayısıyla tek çözüm kalıyor krediler” diye konuştu.

Kart krizini önledik
Bilgin, halkın 2001 ve 2002 yılında harcama yapmadığını ancak 2003′ten sonra konut kredileri ve kredi kartlarının cazip hale geldiğini belirtti. Bireysel kredilerin miktarının 82 milyar YTL olduğunu, 57’sinin tüketici kredileri 24′ünü ise kredi kartlarının oluşturduğunu ifade eden Bilgin, “Son bir yıldır konut kredileri birinci sırada, son dalgalanmada bir miktar frenlendi. Faiz oranları düşmeye başlayınca bu krediler yeniden artacaktır. Kredi kartları 2003-2004 ve 2005′te hızlıca arttı ama son yıllarda belli bir trende oturdu. Şu anda artış hızından memnunuz, bankalarımız yanlış pazarlama alışkanlıklarından vazgeçti. Halkımız da kredi kartı kullanmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmeye başlad” açıklamasında bulundu.

Dünyada konut kredilerindeki krizin bir benzerinin Türkiye’de bundan iki sene önce olabileceğine dikkat çeken Bilgin, “Biz buna kredi kartı krizi derdik. Bu kriz çok büyük boyutlara ulaşabilirdi. Kredi kartlarında iki sene önce aldığımız önlem, bankalar tarafından eleştirilse de krizi önlemiştir. Düzenlememiş bir piyasada kredi kartlarının büyümesi bir krize neden olabilirdi” şeklinde konuştu.

Mevduatta kısa vade sorunu
Mevduattaki kısa vade eğiliminin bankacılık sisteminin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Bilgin, vatandaşların mevduatlarını genellikle 3 aylık bir periyotta değerlendirdiklerini hatırlattı. Bankacılık sisteminde istenen ölçüde güven ortamının oluşmadığını, insanların mevduatını 3 ayda bir yenilemek istediğini kaydeden Bilgin, “Böyle bir ortamda da bankacılık yapılmaz. İki ay vadeli, bir ay vadeli mevduat alıp, 10 yıl vadeli kredi verilir mi? Bankacılar bunu nasıl çözdü yurt dışından kredi bularak. Bankacılık sistemimiz büyüyecekse ve tasarruf yeterli oranda artmayacaksa ve artmamakta ise yurt dışı kaynaklar önemli olmaya devam edecektir” dedi.

Referans Gazetesi

İMKB’de sadece 4 şirket Facebook’tan değerli

27.10.2007
Yüzde 1,6’sı 240 milyon dolara Microsoft’a satılan 3 yaşındaki Facebook’un piyasa değeri, binlerce kişiyi istihdam eden ve yıllar önce kurulan İMKB’deki dev şirketleri geride bıraktı.

Microsoft’un yüzde 1,6’sı için 240 milyon dolar ödediği son günlerin en popüler internet sitesi Facebook’un değeri, İMKB’deki 336 şirketin 332’sinden daha yüksek. Harvard Üniversitesi’ni tamamlayamayan genç girişişimci Mark Zuckerberg tarafından kurulan şirketin, yüzde 1,6’sının Microsoft’a satışında oluşan fiyata göre piyasa değeri 15 milyar dolar seviyesinde oluştu. İMKB’de sadece Akbank, Turkcell, İş Bankası ve Garanti Bankası’nın piyasa değeri Facebook’un piyasa değerini geride bırakmayı başardı. Yani 3 yıl önce kurulan Facebook, yıllar önce faaliyete başlayan ve binlerce çalışanı istihdam eden dev şirketlerin piyasa değerini kısa zamanda solladı.

2004’te kurulan Facebook, 42 milyonu geçen aktif kullanıcısıyla, dünyada sosyalleşme amaçlı olarak en çok kullanılan internet sitesi olma özelliğine sahip bulunuyor.

24 Kardemir ediyor
Facebook’un hisse satışında oluşan rakamlar dikkate alındığında, sanal alemin sosyalleşme platformunun değeri Türkiye’nin en büyük holdinglerini de geride bıraktı. 52 bin kişiye iş imkanı sağlayan ve bünyesinde 70 şirketi barındıran Sabancı Holding’in piyasa değeri 11 milyar 800 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Koç Holding’in de piyasa değeri Facebook’un altında kalırken, Ereğli Demir Çelik Fabrikaları’nın (Erdemir) piyasa değeri Facebook’un değerinin yarısı düzeyinde.

Facebook’un değeri, Migros’un 5 katı, Şişecam’ın 7 katı, Petkim’in 9 katı, Ülker’in 15 katı, Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın (Kardemir) ise tam 24 katı seviyesinde oluştu.

Referans Gazetesi

İhracatçıları iyi anlıyorum; ancak enflasyon canavarını öldürmeden faizi hızlı indiremeyiz

27.10.2007
Merkez Bankası, enflasyonla mücadeleyi faiz silahıyla yürütüyor. Tüketimin gereğinden fazla artıp fiyatları tırmandırmaması için faiz oranlarını yüksek tutuyor.

Ancak bu sefer de üreticiler, kredi maliyetlerini artıran ve döviz kurları üzerinde baskı kuran yüksek faizden yakınıyor. Söz konusu eleştirilere cevap veren Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ise henüz fiyat istikrarının sağlanmadığını ve enflasyonla mücadelenin sona ermediğini belirterek, ‘enflasyon canavarının yarı canlı olduğunu ve yeniden canlanma ihtimali’ bulunduğunu söyledi.

Yılın dördüncü ve son Enflasyon Raporu’nu açıkladığı basın toplantısında soruları da cevaplayan Yılmaz, başta ihracatçılar olmak üzere işçi ve işverenlerin Merkez Bankası’nın faiz politikasına eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu: “Henüz fiyat istikrarı sağlanmış değil. Düşen bir enflasyon ortamındayız. Dolayısıyla enflasyon bir bakıma uyuşturucuya benzer, geçici olarak haz verebilir, rahatlatabilir. Fakat uzun vadede büyük problemlere neden olabilir. Henüz enflasyon ile mücadelemiz sona ermemiştir. Enflasyon canavarı yarı canlıdır, yeniden canlanma ihtimali vardır. Enflasyonla mücadelenin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.” İhracatçılar önderliğinde iş dünyasının verdiği ‘Yeter artık faizleri indir’ ilanlarına atıfta bulunan Yılmaz, yapılan açıklamalardan olumlu da olumsuz da sonuç çıkartılabileceğini dile getirdi. Paranın patronu, “Olumlu sonuç şudur: Artık Merkez Bankası bağımsızlığı toplumda yer ediyor. Toplumda para politikasının Merkez Bankası tarafından yürütüldüğü kabul görüyor. Muhatabın da Merkez Bankası olduğu kabul ediliyorsa bundan mutluyuz. Eleştirilerden hiçbir şekilde rahatsız olmuyoruz. İlanlardan bizim moralimiz bozulmaz. Dinlemek ve anlamakla mükellefiz. Yapılan eleştirileri dikkatle dinliyoruz ve dinlemeye devam ediyoruz. Dolayısıyla bizi eleştirmeye devam edin, devam etsinler.” diye konuştu. Bu arada Başkan Yılmaz, bankanın faiz politikasını sert şekilde eleştiren TİM Başkanı Oğuz Satıcı ile 8 Kasım Perşembe günü görüşecek.

Malî disiplin olmadan olmaz
IMF ile mevcut stand-by düzenlemesinin mayısta biteceğini hatırlatan Yılmaz, mevcut düzenlemenin yerine neler konulabileceği, maliye politikası ile ilgili ne tür hedefler olabileceği konuları üzerinde düşünülmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Ama onun dışında ‘Enflasyona ulaşmada öngördüğümüz hedefe biraz geç ulaşalım. Diğer ekonomik değişkenlere öncelik verelim’ deniliyorsa bu uygulanmakta olan programın içinde yok. Dolayısıyla mevcut programın bu haliyle devam ettirilerek, fiyat istikrarına ulaşılması daha doğru olduğunu düşünüyorum.” IMF ile nasıl bir program uygulanacağının siyasi bir karar gerektirdiğine işaret eden Yılmaz, “Bizi bu noktaya getiren koşullar sıkı maliye politikası, mali disiplin ve bunu sağlayan bir çerçeve. Bu çerçeve IMF ile de IMF’siz de olabilir; ama malî disiplin olmadan olmaz.” şeklinde konuştu. Yılmaz, 2007 için öngörülen yüzde 6,5′lik faiz dışı fazlanın gerçekleşemeyeceğini; ancak bu sapmanın para politikasının orta vadede enflasyon hedefine ulaşmada olumsuz etkilere sebep olmayacağını düşündüklerini söyledi. Yüzde 6,5′lik faiz dışı fazlanın yüzde 5,5′ten çok daha iyi olduğuna işaret eden Yılmaz, “Ancak iyi olan öngörülen hedefe sapmadan ulaşılması. Bu yıl faiz dışı fazla yüzde 6,5 yerine yüzde 4,3 gibi bir seviyede gerçekleşirse gelecek yıl da yüzde 5,5 olursa, bu maliye politikasının bu yıla göre daha sıkı olacağını gösteriyor. Bu para politikası açısından bir sorun teşkil etmiyor.” dedi. Bu yıl maliye politikalarındaki gevşemenin, para politikasını sıkılaştırdığını vurgulayan paranın patronu, “Bu sıkılaştırma bize maliye politikasındaki gevşemenin telafi edilmesi imkanını verdi. Bugün geldiğimiz nokta para politikası hâlâ da sıkıdır.” değerlendirmesini yaptı.

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, boş bulunan başkan yardımcılığı ve Para Politikası Kurulu üyeliği için ilgili bakan (Mehmet Şimşek) ile görüştüğünü, kısa sürede atama yapılması gerektiği konusunda mutabık olduklarını sözlerine ekledi.

Elektrik zammı hedefleri değiştirdi
Başkan Yılmaz, hükümetin yapacağı vergi ayarlamaları, enerji, gıda ve kamu maaş artışlarını da içeren fiyat ayarlamaları nedeniyle yıl sonu enflasyon hedefinin tutturulamayacağını açıkladı. Yılmaz, “Enflasyonun yıl sonunda, yüzde 70 ihtimalle, yüzde 6,7 ile 7,9 arasında (orta noktası yüzde 7,3) gerçekleşerek, belirsizlik aralığının üst sınırını aşacağı tahmininde bulunmaktayız.” dedi. Böylece yalnızca yüzde 4′lük enflasyon hedefi değil, artı-eksi 2 bandı çerçevesinde yüzde 6′lık üst sınır da aşılacak. Bankaya göre, enflasyon 2008 yılı sonunda yüzde 2,5 ile 5,7 arasında (orta noktası yüzde 4,1), 2009 yılının üçüncü çeyreğinde ise yüzde 1,7 ile 5,5 (orta noktası 3,6) arasında gerçekleşecek. Gıdanın yıllık enflasyona etkisinin 3 puanın üzerinde olduğunu bildiren Yılmaz, ana eğilimin aşağı yönlü olmasına rağmen, enflasyon düşüşünde duruş göründüğünü kaydetti. Kısa vadeli tahminlerin yukarı çekilmesinde, 65 dolar olarak varsayılan petrol fiyatlarının 75 dolara çıkmasının etkili olduğunu belirten Yılmaz, bir önceki enflasyon raporunda yılın son çeyreğinde elektrik fiyatlarında yüksek oranlı bir artış öngörüldüğünü ifade etti ve “Enerji fiyatlarına ilişkin bu gelişmeler 2007 sonu enflasyon tahminlerimizi 0,8 puan yukarı çekmiştir.” dedi. 2007 sonu ile 2008 başında ölçülü faiz indiriminin süreceği öngörüsünde bulunduklarını hatırlatan Yılmaz, buna karşın, tahminin indirim taahhüdü olarak algılanmaması gerektiğini, gelişmelere göre, daha az ya da çok faiz değişiminin söz konusu olabileceğini vurguladı.

Merkez, yabancı çıkışına karşı hazırlıklı
Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyonun etkileri ile ilgili soruları da cevapladı. Siyasi risklerin her zaman olduğunu ve bunların veri setinin içinde bulunduğunu dile getiren Yılmaz, “Bunlar bizim enflasyonla mücadelemizi bir şekilde bozarsa, beklentilerimizi bozarsa, kalıcı olursa, bunun düzeltilebileceğine inanırsak tepki veririz.” dedi. Operasyondan dolayı bir şekilde yatırımcının güveninin bozulması ve Türkiye’den çıkmak istemeleri durumunda da politika faiz oranlarını değiştirmeden piyasa faiz oranlarını sıkılaştırma imkanları olduğunu vurgulayan Yılmaz’ın verdiği bilgiye göre, banka likidite yönetiminin üzerine yönelecek. Piyasadaki likiditeyi ayarlayarak, yabancının Türkiye’deki davranışı bir ölçüde etkilenecek. Diğer bir ifadeyle likidite yönetiminde daha aktif olunacak.

Ankara, Zaman

Operasyon ekonomide dengeleri bozmaz

27.10.2007
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin yapacağı bir askeri operasyonunun, makro ekonomik dengelerdi değiştirmeyeceğini belirterek, “Türkiye ekonomisi artık çok dayanıklı bir ekonomi haline geldi” dedi.

Milli güvenlik konusunun öncelikli bir konu olduğunu belirten Bakan Şimşek, şunları kaydetti:

“Türkiye ekonomisi, askeri operasyonların oluşturacağı ekonomik etkileri çok rahat kaldırabilecek güçlü bir düzeye gelmiştir artık. O nedenle ben, ABD’de bana böyle bir harekatın ekonomiye etkisini soranlara da Türkiye ekonomisinin, böyle bir harekatın ekonomiye etkisini karşılayabilecek kapasitede olduğunu vurguladım” dedi.

REYTİNG KURULUŞLARIYLA YAPILAN GÖRÜŞMELER

ABD’de reyting kuruluşlarıyla görüşmelerinde, Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri anlattıklarını belirten Bakan Şimşek, New York’ta, Moody’s ve Standard and Poor’s’un üst düzey yöneticileriyle bir araya geldiklerini kaydetti.

Reyting kuruluşlarının, Türkiye’nin son yıllarda çok ciddi bir mesafe katettiği görüşünde olduklarını belirten Bakan Şimşek, bu kuruluşlarla yaptıkları görüşmelerde, 2007 yılı bütçe gerçekleşmeleri, 2008 bütçesi konusunda kendilerini bilgilendirdiklerini, sosyal güvenlik ve enerji başta olmak üzere, yapısal reformları nasıl gerçekleştireceklerini anlattıklarını bildirdi. Şimşek, şöyle devam etti:

“Reyting kuruluşlarıyla, genel makro görünüm, enflasyon ve cari açık konularını da ele aldık. Gerek Moody’s, gerekse Standard and Poor’s, Türkiye’nin ‘çok daha iyi’ bir kredi notunu hak ettiği görüşünde hem fikirler. Reyting kuruluşları, Türkiye’nin yapısal reformları gerçekleştirmesi halinde, kredi notunun yükseltileceğini vurguladılar. Reyting kuruluşları, faiz dışı fazlanın gelecek yıl yüzde 5,5′e inmesinin, ekonomik dengeleri etkilemeyeceği görüşündeler.
Yani ekonomik programın planlandığı gibi sürdürülmesi halinde, önce Türkiye’nin ekonomik görünümünün, daha sonra da kredi notunun yükseltileceği görüşündeyiz.”

EKONOMİK BÜYÜME

Türkiye’nin ekonomik büyüme performansına da dikkat çeken Bakan Şimşek, gerekli yapısal reformların yerine getirilmesi halinde, Türkiye’nin, gelecek yıllarda da “dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri” arasında yer almaya devam edeceğini ifade etti.

Cari açık konusunda da değinen Şimşek, cari açığın, Türkiye gibi hızlı büyüyen ülkelerde gayet doğal olduğunu ve bu görüşlerinin reyting kuruluşları tarafından da paylaşıldığını belirtti.

Bakan Şimşek, bu nedenle Türkiye gibi dinamik bir ekonomiye sahip ülkede cari açığın bulunduğunu, ancak bunun sağlıklı bir şekilde de finanse edildiğini ifade etti.

Hürriyet Gazetesi

Irak’tan içi boş tehdit!

27.10.2007
Meşedani’nin, Türkiye’nin Kuzey Irak’a ekonomik yaptırımına karşı, “Ceyhan’a petrol sevkıyatını keseriz” tehdidi boş çıktı. 2003 yılından bu yana sınırlı sevkıyatın yapıldığı Irak Ham Petrol Boru Hattı Türkiye için kesinlikle vazgeçilmez değil..Türkiye’nin, Kuzey Irak’a ekonomik yaptırım uygulayacağını açıklamasının ardından Irak Meclis Başkanı Mahmut el-Meşedani’nin ‘Biz de Ceyhan’a yapılan petrol sevkiyatını keseriz” tehdidinin içi boş çıktı. Irak’ın Kerkük ve diğer üretim sahalarından elde edilen ham petrolü Ceyhan Deniz Terminali’ne ulaştıran Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’ndan gelen petrol zaten oldukça sınırlı olarak kullanılıyordu. ABD’nin Irak’a girmesinin ardından 2003 yılından beri buradan gelen petrol sevkıyatının oldukça düşük olduğunu ifade eden yetkililere göre Irak’ın bu çıkışı Türkiye’yi sarsabilecek bir yaptırım değil.SERBEST PİYASA VAR
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) verilerine göre 2007 yılı ağustos sonu itibarıyla bu hattan yapılan taşıma rakamı 5.6 milyon varil düzeyinde. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Tüpraş Genel Müdürü Yavuz Erkut, Irak Meclis Başkanı el-Meşedani’nin açıklamasının, Türkiye’yi değil, dünyayı tehdit olarak algılanması gerektiğini ifade ederek, “Ham petrolün serbest piyasada bulunabilirliği söz konusu. Ceyhan’a petrol sevkıyatını kesmeleri Türkiye’ye etkilemeyecektir. Irak’tan zaman zaman ikmal yapıyoruz. Bu yıl toplam 5 milyon varile yakın oradan petrol aldık. Irak’ın milli petrol şirketi SOMO ile uzun vadeli petrol alımı için de görüşüyorduk. Ancak tabii ki artık burada Türkiye’nin alacağı ekonomik tedbirler önemlidir. Devlet ne derse biz onu uygularız” değerlendirmesinde bulundu. BP Türkiye Genel Müdürü Tahir Uysal da, Irak’tan Ceyhan’a gelen petrolün miktar açısından çok fazla önemli olmadığını dile getirerek sözlerine şöyle devam etti: “Zaten bir süredir buradan sınırlı bir sevkıyat söz konusuydu. Açıkçası böyle bir değişiklikten yani sevkıyatın kesilmesinden dünyanın ya da Türkiye’nin fazla etkilenmesi söz konusu olmaz. Kuzey’den sorunsuz olarak ham petrol sevkıyatı devam ediyor. Irak’ın Ceyhan’a yaptığı sevkiyât bir süredir zaten topal gidiyordu.”

Sabah Gazetesi

Dubai’de, 1 bardak haşlanmış Malezya mısırı yedi, 8 milyon YTL’lik satış zinciri kurdu

Dubai’de, 1 bardak haşlanmış Malezya mısırı yedi, 8 milyon YTL’lik satış zinciri kurdu 2004’te iyi bir tazminat alarak çalıştığı şirketten ayrılan ve Dubai’ye iş kurmak için giden Mehmet Daniş’in hayatı bu şehirdeki bir alışveriş merkezinde yediği ’haşlanmış Malezya mısırı’ sayesinde değişti.

Malezyalı Daily Fresh Foods ile anlaşan Daniş’in 1.5 yaşındaki şirketi, şu anda 55 noktada, ayda 35-40 ton haşlanmış Malezya mısırını bardakta satıyor.

EMEKLİ öğretmen çocuğu Mehmet Daniş’in, 2006 nisanında başlayan girişimciliği, Türkiye genelinde 55 noktada ayda 35-40 ton ’haşlanmış Malezya mısırı’ satan ve franchise’larla birlikte yılda yaklaşık 8 milyon YTL ciro yapan bir perakende zinciri yarattı. Giresun kökenli bir aileden geldiğini söyleyen Mehmet Daniş, Ankara’da doğduğunu ve Tevfik Fikret Lisesi’ni bitirdiğini belirtiyor. Daniş, Hacettepe İşletme’yi de bitirdikten sonra bazı şirketlerde çalıştığını ardından askere gittiğini vurguluyor ve şöyle devam ediyor: “Askerden geldikten sonra Philip Moris de çalışmaya başladım. Ardından yine bir yabancı şirkete girdim ve o şirketle 1 yıl kadar Dubai’de çalıştım. Son olarak da BAT’a girdim. 2004 eylülünde de çok geniş bir bölgenin pazarlama müdürüyken iyi bir tazminat alarak, BAT’tan ayrıldım. Kendi işimi kurmak istiyordum.”

DUBAİ’DE İŞ KURMAK: 2005 yılı içinde Dubai’de bir iş kurma fikriyle bu kente gittiğini anlatan Mehmet Daniş, şöyle konuşuyor: “Hedefim Dubai ile Türkiye arasında bir iş yapmaktı. Bu nedenle Dubai’de araştırma yapıyordum. Alışveriş Merkezi City Center’da, dolaşırken bardakta kaynamış mısır satılan bir yer gördüm, bir bardak mısır yedim. O anda ’tamam bu işi yapayım’ dedim. Daily Fresh Foods’un web sitesinden Dubai temsilcisine ulaştım ve buluştuk, konuştuk. ’Tamam siz uygun görünüyorsunuz ama biz gelip Türkiye’de de bir inceleme yapalım’ dediler. Ağustos sonunda geldiler ve Türkiye pazarını incelediler. Daily Fresh Food’un sahipleri de geldi.”

DELİ MİSİN BU İŞE PARA YATIRMA: Mehmet Daniş, 200 bin dolarlık bir sermaye ile işe başlamayı planladığını ancak, Daily Fresh Food’un Malezyalı patronlarının Türkiye pazarı için başlangıçta en az 500 bin dolarlık bir yatırım öngördüklerini belirtiyor. Daniş, “Pazar büyük olduğu için ’daha sağlam başlamak lazım’ dediler. Benim o kadar sermayem yoktu. ’ortak bul’ dediler. Aradım, yakınlarım dahil kimse bu işe ikna olmadı, bana ’deli misin bu işe para yatırılır mı’ dediler. Sonra tesadüfen BAT’taki bir arkadaşımın eniştesi yatırım yapacak yer arıyorumuş. Arkadaşımla konuştuktan sonra anlaştık ve sermayeyi tamamladık. Kasım 2005’te Taze Mısır Gıda ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ni kurduk. Bir kooperatif evim, bir de arsam vardı. Onları da sattım. 2006 Nisan ayında Tepe Natilus, Capitol ve Olivium’da üç noktada başladık” diyor.

AYDA 35 TON MISIR: Mehmet Daniş, 2006 Nisan ayından 2007 Haziran sonuna kadar 55 noktada haşlanmış mısır satan bir zincir kurduklarını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “18 tanesi bize ait, gerisi franchise. Bizde 50 kişi toplamda 120 kişi çalışıyor. İstanbul, Ankara, Kayseri, Eskişehir, Bodrum, Marmaris, Edirne, Çorlu, Adana, Mersin, Gaziantep, Diyarbakır, Aydın, Samsun, Bursa, Balıkesir, Zonguldak’ta varız. Yıl sonuna kadar 75-100 arası noktaya ulaşırız.”

Tek kökte tek koçan

TAZE Mısır Gıda ve Dış Ticaret Ltd Şti.’nin sahibi Mehmet Daniş, satışını yaptıkları haşlanmış mısırın Malezya ve Endonezya’da çok özel tekniklerle yetiştirildiğini, şoklanarak Türkiye’ye gönderildiğini anlatıyor. Daniş, şöyle konuşuyor: “Malezya bu mısırı tek kökte tek koçanda yetiştiriyor. İklimi ve toprağı çok farklı. Yılda 4 hasat alıyorlar. Bu mısırın tadı, sütü, şekli, kabuğu çok özel. HACIP Belgesi var. 1997’de, Daily Fresh Foods olarak yayılmaya başlamış, 20’den fazla ülkede 1.200’den fazla noktada satılıyor. Türkiye öncelikle pazarlardan biri oldu. En yüksek ciroyu Suudi Arabistan’da yapıyorlar. Çünkü hac döneminde çok yüksek satışlar yapılıyor. Şimdi biz Stand’lerimize başka ürünler ekliyoruz. Pişmiş, soyulmuş, fırınlanmış kestane de satacağız.”

Hürriyet Gazetesi

Piyasalar kendine geldi

Piyasalar kendine geldi ABD’de patlayıp, Almanya ve Fransa’ya yayılan ’mortgage krizi’ni önlemek için piyasaya para enjekte eden merkez bankaları, aynı adımları dün de sürdürdü.

Avrupa Merkez Bankası piyasaya 65.2 milyar dolar daha pompaladı. Japonya da 5 milyar dolarla destek verdi. Böylece geçen haftadan beri piyasaya sürülen likidite 349 milyar doları buldu. Dünya piyasaları rahatladı.

GEÇEN hafta Avrupa başta olmak üzere dünya merkez bankalarının piiyasaya enjekte ettiği 277 milyar dolara ek olarak, mortgage dalgasının tedirginleştirdiği piyasaları rahatlatmak için, haftanın ilk iş günü de 72 milyar dolar pompalandı. Böylece piyasalara geçen haftadan beri yapılan müdahale 347 milyar doları aştı. Dün de piyasaya en yüksek müdahaleyi, geçen haftanın da rekortmeni Avrupa Merkez Bankası (ECB) 65.28 milyar dolarla gerçekleştirdi. Japonya Merkez Bankası (BOJ) da piyasalara 5 milyar dolar vererek, tansiyonu düşürmeye çalıştı. ABD Merkez Bankası (FED) da, dün piyasalara 2 milyar dolar sürdü. Böylece dünya piyasaları önemli ölçüde kendine geldi.

İKİ KATI TEKLİF: ECB, geçen perşembe piyasalara 94.8 milyar Euro, cuma günü 61.05 milyar Euro vererek, iki günde piyasalara 156 milyar Euro aktarmıştı. ECB dün de 47.67 milyar Euro (65.28 milyar dolar) nakit pompalayarak, piyasalardaki nakit sıkıntısını çözmeyi hedefledi. Cuma günü verilen fonların geri çekilmesiyle net olarak 13.39 milyar Euro çekilmiş oldu. ECB’nin ihalesine 59 banka toplam 84.45 milyar Euro için teklif verdi. Böylece ECB’nin ihalesine neredeyse iki katı teklif geldi. Cuma günü düzenlenen ihalede 62, perşembe günkü ihalede ise 49 banka teklif vermişti. Bir gün vadeli ihalede ortalama faiz oranının yüzde 4.07 olduğu ve yüzde 4.06 oranından verilen tekliflerin tamamının kabul edildiği bildirildi. İhale için en yüksek faiz oranı teklifi yüzde 4.10, en düşük teklif ise yüzde 4 ile ECB’nin kısa vadeli gösterge oranına eşit seviyeye geldi.

DEVAMI GELECEK Mİ: Japonya Merkez Bankası (BOJ) da haftanın ilk iş günü piyasaya 5 milyar dolar likidite enjekte etti. Geçen hafta piyasaya 8.5 milyar dolar enjekte eden BOJ, ECB gibi piyasaları korumak için ek nakit akışı sağladı. Avustralya Merkez Bankası da geçen hafta yaptığı müdahalelerin ardından, bu hafta gerektiği taktirde yeniden nakit akışı sağlamakta tereddüt etmeyeceklerini açıkladı. Geçen hafta Avrupa, ABD, Japonya, Avusturalya, Kanada, Norveç, İsviçre merkez bankaları piyasaya nakit enjekte etmiş, Danimarka, Endonezya ve Güney Kore de gerektiği taktirde müdahale edeceklerini duyurmuştu. CMC Markets’in analisti David Jones, piyasaları ve merkez bankalarının akıttığı nakiti değerlendirdiği açıklamasında, “En kötünün arkamızda kaldığını düşünmek çok naif olur” dedi.

Hürriyet Gazetesi

İsteyene nakit isteyene hisse senedi


Konut edindirme yardımı hesaplarının hak sahiplerine ödenmesi için gerekli düzenleme yürürlüğe girdi. Hesaplar hak sahiplerine isteklerine göre nakit veya Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (EGYO) hisse senedi olarak ödenecek.

30 Kasım 2007′ye kadar, hak sahiplerinin belirlenmesi için ilgili kuruluşlarda listeler oluşturulacak. Bu listeler üç ay içinde EGYO’ya gönderilecek. İlan sürecinin de tamamlanmasının ardından ödemeler 2008 yılı içinde gerçekleştirilecek.

Hak sahiplerinin konut edindirme yardımı ana para tutarlarının nemalandırılmasında; hesapların Bankaca takip edildiği 1 Ocak 1987 ila 29 Aralık 1999 tarihleri arasındaki dönem için Emlak Bankası’nın altı aylık vadeli mevduat faizi bileşik usulde uygulanacak. Hesapların Banka’dan EGYO’ya devredildiği 29 Aralık 1999 tarihinden, 30 Kasım 2007 tarihine kadar ise; EGYO’nun net aktif değerinin yüzde 60.96’sının, Emlak Bankası tarafından ayni sermaye olarak EGYO’ya devredilen taşınmazlar karşılığı 395 milyon 751 bin YTL’ye oranı esas alınarak nema hesaplanacak.

SÜRE UZAYABİLECEK

Hazine Müsteşarlığı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) hazırladığı, Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı.

İlgili kurum ve kuruluşlar, hak sahiplerine ilişkin listeleri 30 Kasım 2007′ye kadar tasfiye halindeki Elmam Bankası’na gönderecekler. Bakanlar Kurulu bu süreyi bir defaya mahsus olmak üzere üç aya kadar uzatabilecek. Bu süre içinde hak sahiplerine ilişkin listelerin bildirilmemesi, mükerrer, yanlış veya usulüne uygun olmayan şekilde bildirilmesi halinde hak sahiplerine karşı sorumluluk ilgili kurum veya kuruluşlara ait olacak.

Emlak Bankası tarafından başlatılan hak sahiplerinin belirlenmesi işlemleri Banka tarafından ilgili kuruluşlarca gerekli mutabakatları sağlanarak gönderilen listeler esas alınarak tamamlanacak. Banka, hak sahiplerinin isim, konut edindirme yardımı ve nemalarını içeren listeleri, 30 Kasım 2007′den itibaren üç ay içinde Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na (EGYO) bildirecek. Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakan bu süreyi bir defaya mahsus olmak üzere iki aya kadar uzatmaya yetkili olacak.

HESAPLARA ÖDENECEK FAİZ

Hak sahiplerinin konut edindirme yardımı ana para tutarlarının nemalandırılmasında; hesapların Bankaca takip edildiği 1 Ocak 1987 ila 29 Aralık 1999 tarihleri arasındaki dönem için Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi’nin altı aylık vadeli mevduat faizi bileşik usulde uygulanacak. Hesapların Banka’dan EGYO’ya devredildiği 29 Aralık 1999 tarihinden, 30 Kasım 2007 tarihine (Bakanlar Kurulu’nca bu sürenin uzatılması halinde uzatılan süre sonuna) kadar ise; EGYO’nun net aktif değerinin yüzde 60.96’sının, Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından ayni sermaye olarak EGYO’ya devredilen taşınmazlar karşılığı 395 milyon 751 bin 717 YTL 17 YKr’ye oranı esas alınarak nema hesaplanacak.
EGYO, net aktif değerini Sermaye Piyasası Kurulu’nun gayrimenkul yatırım ortaklıklarına ilişkin düzenlemelerindeki usul ve esaslara göre belirleyecek ve bu maddeye göre belirlediği nema katsayısını tasfiye halindeki Emlak Bank’a gönderecek.

Hak sahiplerinin belirlenmesine ilişkin belirlenen sürenin bitiminden itibaren hak sahiplerinin alacakları nemalandırılmayacak.

Hak sahiplerine ödeme yapılması veya hisse senedi verilmesi işlemleri tamamlanıncaya kadar, hak sahiplerinin EGYO’daki hissedarlığından doğan mali ve yönetimsel haklarının TOKİ tarafından temsil edilmesine devam edilecek.

EGYO hisse senedi almayı tercih eden her bir hak sahibinin EGYO’nun sermayesinin yüzde 60.96’sı içindeki payı; hak sahibinin konut edindirme yardımının 29 Aralık 1999 itibarıyla nemalandırılmış toplam değerinin, tüm hak sahiplerinin konut edindirme yardımlarının 29 Aralık 1999 tarihi itibarıyla nemalandırılmış toplam değeri içindeki payı esas alınarak belirlenecek.

Hak sahiplerine ilişkin listeler, Resmi Gazete’de ilan edilecek. Ayrıca, hak sahipleri listesi, EGYO ya da TOKİ internet sayfasında da duyurulacak.
Hak sahiplerine yapılacak nakit ödemeler ve hisse senedi devir işlemlerinin ödeme planı ve süresi ile diğer hususlar EGYO tarafından belirlenerek ilan edilecek. EGYO Hisse Senedi almayı tercih eden hak sahipleri hak sahibi listesi ilan tarihini takip eden ayın sonuna kadar Ziraat Bankası şubelerinden birine başvuracak.

Hak sahiplerine, talep etmeleri halinde, ödemeler nemasıyla birlikte nakit veya bildirdikleri tercihlerine göre, payları oranında EGYO Hisse Senedi verilmek suretiyle yapılacak.

Hak sahiplerince talep edilmesi halinde, karşılığının Hazine Müsteşarlığı tarafından EGYO’ya aktarılmasının ardından nemasıyla birlikte nakit olarak ödeme yapılacak.

ZİRAAT ŞUBELERİ ÖDEYECEK

Nakit olarak yapılacak ödemeler Ziraat Bankası şubeleri aracılığı ile toplu veya bireysel olarak yapılacak. Talep edilmesi halinde ödemelerde yardımı yatıran kurum veya kuruluş personeline toplu olarak kurumları aracılığıyla ödeme yapılacak. Bireysel ödemelerde hak sahiplerinin T.C. Kimlik No, Nüfus Cüzdanı, ehliyet veya pasaport ile Ziraat Bankası şubelerine başvurması gerekecek.

Kanun gereği yapılacak ödemelere ilişkin yeterli kaynak ödeme öncesi EGYO tarafından Ziraat Bankası’na aktarılacak. Nakit olarak yapılacak ödemeler için Ziraat Bankası’na ödenecek komisyon tutarı EGYO ile Ziraat Bankası arasında yapılacak protokolle belirlenecek.

BEŞ YIL BOYUNCA ALINMAZSA HAZİNE’YE GELİR KAYDEDİLECEK

Emlak Bankası’na iletilen listelerde isimleri yer almadığı halde konut edindirme yardımında hak sahibi olduğunu ileri sürenlerin, ilanın yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde konut edindirme yardımına ilişkin yasayla belirlenen kurum ve kuruluşlara başvurmaları gerekecek. Belgeler ve kamu kurumlarının kayıtlarıyla anlaşılması durumunda, başvuruyu izleyen iki aylık süre içinde Emlak Bankası’na bildirilecek.İlan tarihinden itibaren beş yıl içinde talep edilmeyen alacaklar Hazine’ye irat kaydedilecek.

HAK SAHİBİNİN MİRASCILARINA ÖDEME

Konut edindirme yardımına müstehak kişinin ölümü halinde, adına biriken ve kullanılmayan yardım nemasıyla birlikte, kanuni mirasçılarına veraset ilamının ibrazı ve varislerce dilekçeyle başvuru yapılması durumunda ödenecek.Yönetmelik, 30 Mayıs 2007 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

(ANKA) - Sabah Gazetesi

Dünya piyasaları duruldu, Borsa 50 bini geçti

Yurtdışı borsaların toparlanması ve içeride de doların gevşemesiyle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) yüzde 2,21 değer kazanarak 50 bin 273 puana yükseldi. Dolar 1,285 YTL’ye gerilerken bono bileşik faizi yüzde 17,6′da kaldı.

Avrupa ve ABD merkez bankaları, bankacılık sistemine para vermeye devam ediyor. Geçen cuma düzenlediği ihalelerle piyasaya 61 milyar Euro veren Avrupa Merkez Bankası, dün de gecelik olarak piyasaya 47,67 milyar Euro verdi. ABD Merkez Bankası (FED) bankacılık sistemine 2 milyar dolar, Japonya Merkez Bankası da 5,1 milyar dolar aktardı. Merkez bankalarının piyasadaki likiditeyi artırmak için müdahalelerine devam etmeleri, global kredi piyasasıyla ilgili kaygıları hafifleterek borsaların toparlanmasını sağladı. Avrupa borsalarının yüzde 1 civarında prim yapmasının etkisiyle toparlanan İMKB Ulusal 100 endeksi bin 86 puan artışla yeniden 50 bin sınırının üzerine çıktı ve 50 bin 272,52 puandan kapandı. Hareketi değerlendiren Kapital Yatırım Araştırma Direktör Yardımcısı Gülizar Özdemir Türk, “Dolar yurtdışına bağlı geriledi, İMKB’ye de alımlar geldi. Yurtdışına endeksliyiz. Cumhurbaşkanlığı beklentisi var bu hafta; ama orada da sorun beklenmiyor. Ana gündem yurtdışı. Son dalgalanmanın durduğunu söylemek için erken olduğunu düşünüyorum. Daha az dalgalı seyir olur.” dedi. Bu arada yabancı yatırımcıların İMKB’deki net alımları temmuz ayında, hazirana göre yüzde 600 artışla 432,8 milyon dolar oldu. Bankalararası spot piyasada ise dolar 1,2880 YTL’den kapandı. Saat 15.30′da açıklanan ABD perakende satış verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesinin ardından dolar, 1,2850 YTL’ye kadar geriledi. Bono tarafında ise 6 Mayıs 2009 vadeli gösterge kıymetin ortalama bileşik faizi cuma günkü kapanışına göre değişmeyerek, yüzde 17,62′den kapandı.

Ekonomi Servisi  - Zaman Gazetesi

Hükümet devrede, THY’de taraflar masaya oturuyor

Hükümet THY grevi için Devlet Bakanı Şahin, Çalışma Bakanı Başesgioğlu ve Maliye Bakanı Unakıtan’dan oluşan komisyon kurdu. Komisyon, tarafları yarın buluşturuyor..

Bakanlar Kurulu, THY ve Hava-İş arasında toplu iş görüşmelerinde uzlaşma sağlanmayınca Bakanlar Kurulu olaya el koydu. Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’dan oluşan bir komisyon kuruldu. Komisyon, tarafları yarın bir araya getirecek. Bakanlar Kurulu toplantısında, THY’de yaşanan grev tartışmaları ile memurlara yapılacak toplu görüşmelerde izlenecek yöntemler ele alındı. THY’deki grev süreci ile ilgili olarak THY Genel Müdürü Temel Kotil ve Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin’in de Bakanlar Kurulu’na grev süreci hakkında ayrıntılı sunum yaptı. Bakanlar Kurulu’nun ardından açıklama yapan Şahin, THY’de toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde gelinen noktayı değerlendirmek üzere, kendisi, Başesgioğlu ile Unakıtan’dan oluşan bir komisyon oluşturulduğunu bildirdi.

DUYARLILIK İCAP EDİYORDU
Şahin, THY’nin Türk ekonomisi için hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Böylesine önemli bir kurumumuzda toplu sözleşme sürecinde bir anlaşma sağlanamamış olması tabii ki hükümetimizi ilgilendirmekte. Her ne kadar THY’nin yüzde 51′i özelleştirilmiş de olsa böylesine önemli kurumumuzun grev kararı almış olmasına rağmen daha ileriki safhalara gelmemesi konusunda duyarlılık göstermemiz icap ediyordu. Öğrendiğimize göre Hava İş yönetimi de yarın toplantı yapacakmış. İnşallah mutabakat sağlarız.”

TARAFLARI DİNLEYECEĞİZ
Bakanlar Kurulu sonrası Şahin, Başesgioğlu ile Unakıtan, Başbakanlık Merkez Bina’da biraraya geldi. THY Yönetim Kurulu Başkanı Karlıtekin ve THY Genel Müdürü Kotil’in de katıldığı toplantıda, tarafların yarın Çalışma Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde bir araya getirilmesi kararlaştırıldı. Hava- İş Sendikası Başkanı Atilay Ayçin, çağrıyı Türkİş Başkanı Salih Kılıç’ın haber verdiğini ve yaptıkları değerlendirme sonucunda görüşmeye katılmaya karar verdiklerini bildirdi.

Sabah Gazetesi

Köşk seçiminde halkın iradesi göz ardı edilmesin

Cumhurbaşkanlığına yönelik bazı kesimler tarafından yapılan tartışmaların adeta dayatmaya dönüştüğünü ifade eden Bolat, “Halkın açık iradesini anlamamakta ısrar eden çevrelerin son günlerde yine dayatmayla spekülasyonlar oluşturmaları demokrasinin ruhuna aykırıdır.” dedi. Bolat, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen tartışmalı karar sebebiyle ortaya çıkan kilitlenme sonucunda mecburi hale gelen erken seçimle, halkın 22 Temmuz’da iradesini açık ve anlaşılır şekilde beyan ettiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için gerekli şartları taşıyan her milletvekili gibi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de aday olmasının demokratik toplumda en tabii hak olduğu vurgulanan açıklamada şöyle denildi: “Bu ülkede Başbakanlık, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı gibi çok önemli makamlarda başarıyla görev yapmış saygın bir siyasetçiye, bazı çevrelerin adeta ’sakıncalı’ bir kişiymiş gibi cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesi yönünde baskı oluşturmaya çalışması nezaketle bağdaşmadığı gibi, halkın iradesine karşı açık bir dayatmadır. Cumhurbaşkanlığı sürecinin başlamasından bu yana yaşananların ardından, Gül’ün aday olmamasının nedenlerinin halka ve dünya kamuoyuna izahında zorluklar yaşanacaktır. Böyle bir gelişme ülkemizi ‘demokrasisi özürlü’ bir toplum durumuna düşürecektir.”

Ekonomi Servisi - Zaman Gazetesi

327 milyar dolarlık suni teneffüs


Dalgalanmaya neden olan likidite krizi, merkez bankalarının piyasalara dün de 72 milyar dolar akıtmasıyla durulabildi. Dünya borsaları sert düşüşlerden sonra kendine geldi, İMKB yüzde 2.2 yükseldi..Geçtiğimiz hafta uluslararası piyasalardaki likidite sorununu çözmek için piyasalara 284.7 milyar dolar enjekte eden Merkez Bankaları, dün de müdahalelerini sürdürdü. Avrupa Merkez Bankası (ECB) pazartesi günü 65 milyar dolarlık nakit pompalarken, Asya Merkez Bankaları da piyasaları sakinleştirmek için bir takım önlemler aldı. Japonya Merkez Bankası dün 5.1 milyar dolarlık nakit aktarımı yaparken, Güney Kore Merkez Bankası ise olağanüstü hal fonlarını arz etmeye hazırlanıyor. Fed ise ABD’de piyasaların açılmasıyla birlikte 2 milyar dolar daha verdiğini bildirdi. Merkez Bankaları’nın likidite sorununa müdahale etmesiyle başta Asya olmak üzere Avrupa borsaları haftaya yükselişle başladı. Amerikan vadeli işlemler borsası da gelişmelere paralel olarak temmuz ayında perakende satışlarının yüzde 0.3 oranında artığının açıklanmasıyla yükseldi. Dow Jones Endeksi açılışın ilk dakikalarında yüzde 0.5 yükseldi. Piyasalara 3 günde 325 milyar dolar nakit aktaran Merkez Bankaları böylece kredi pazarı ve likidite sorununa ilişkin dalgalanmanın önüne geçti. Morgan Stanley Avrupa hisselerinin ağırlığını artırarak overweight’e yükseltti. Yatırımcılar geçen hafta yaşanan yoğun satış baskısından kurtularak yeniden hisse senetleri piyasasına dönüş yaptı.

LONDRA BORSASI % 2.5 YÜKSELDİ
Üç günlük düşüşe dur diyen Avrupa ve Asya borsaları dün sarsıntının hasarlarını sararak haftaya değer kazanararak başlarken, Londra’da işlem gören FTSE 100 Endeksi dün yüzde 2.5 yükseldi. Frankfurt Borsası yüzde 1.7 değer kazanırken, Paris Borsası ise yüzde 2.2 yükseldi. Japon Nikkei Endeksi yüzde 0.21, Güney Koreli Kospi Endeksi ise yüzde 1.1 ve Çinli Shenzhen ise yüzde 1.4 yükseldi.

DOLAR 1.29 YTL’YE GERİLEDİ
İMKB 100 Endeksi ise dün yurtdışı gelişmelere paralel olarak haftaya yükselişle başladı. Borsa kredi pazarına ilişkin kaygıların hafiflemesiyle dün yüzde 2.2 yükseldi. Endeks dün bin 86 puan değer kazanarak 50 bin 272 puana yükselirken, geçtiğimiz hafta son işlem gününde 1.30 YTL’ye kadar yükselen dolar ise 1.29 YTL’ye geriledi. Dolar dün serbes piyasada 1.2918- 1.3142 YTL bandında hareket etti. 6 Mayıs 2009 tarihli gösterge niteliğindeki tahvilin faizi ise yatay seyrini korudu ve dünü yüzde 17.62′den kapattı. Bu arada yabancı yatırımcıların İMKB’deki net alımları temmuz ayında, hazirana göre yaklaşık yüzde 600 artışla 432.8 milyon dolar oldu. Yabancılar haziranda 61.9 milyon dolarlık alım yapmışlardı.

Sabah Gazetesi

Bireysel emeklilik yatırımları gençlerin gözdesi oldu

Bireysel emeklilik yatırımları gençlerin yeni gözdesi oldu. Hedef kitlesi olarak daha çok orta yaş ve üstü kuşaklar için tanıtılan bireysel emeklilik sistemine katılanların yarısına yakının 25-34 yaş grubundan olması, gençlerin sistemi yeni tasarruf aracı olarak seçtikleri şeklinde yorumlanıyor.

Bireysel emeklilik sisteminde on yıllık ödemeler yapılmış olsa bile sistemden geri ödemeler 56 yaşından itaberen başlıyor. Buna karşılık, sistemde toplanan paraların belli bir süre sonra geri çekilmesi imkanı olması nedeniyle “küçük birikimlerin” biraraya gelmesi açısından cazip görülüyor.

Emeklilik Gözetim Merkezi’nden (EGM) derlediği verilere göre, BES katılımcılarının yaş dağılımında 25-34 yaş grubu 526 bin ile ilk sırayı alıyor. Katılımcılardan 35-44 yaş olanların sayısı 440 bin, 45-55 yaş olanların sayısı da 220 bin.

Sistemden yararlanmak isteyen 25 yaşın altındakilerin sayısı 97 bin, 56 yaş üzerindekilerin sayısı da 33 bin kişi.Bireysel emeklilik sistemine 1 milyon 317 bin kişi katılmış bulunuyor.

YATIRIMLARDA YTL TERCİHİ

6 Ağustos itibariyle BES göstergelerinde katılımcıların toplam fon tutarı 3 milyar 844 milyon YTL’ye çıkarken, yatırıma yönelen toplam tutar 3 milyar 237.3 milyon YTL oldu. Para birimine göre sözleşme dağılımında ise YTL 1 milyon 222 bin seviyesine yükselirken, euro 19 bin 924′e, dolar 172 bin 805′e geriledi.

EN FAZLA KATILIM İSTANBUL’DA

BES göstergelerinde en fazla katılımcının yerleşik olduğu ilk 10 il arasında yüzde 47′lik oranla İstanbul birinci sırada yer aldı. İstanbul 445 bin 177 ile birinci olurken, sırayı 141 bin 397 ile Ankara, 112 bin 563 ile İzmir, 53 bin 106 ile Antalya, 48 bin ile Bursa, 39 bin 393 ile Adana, 32 bin ile Kocaeli, 30 bin 549 ile Muğla, 25 bin 355 ile İçel izledi. Son sırada ise 19 bin 268′le Hatay yer aldı.

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK BİRİNCİ SIRADA

Şirket bazında BES temel göstergelerinde Anadolu Hayat Emeklilik 258 bin 921 katılımcı sayısıyla ve 757 milyon 396 bin YTL katılımcı toplam fon tutarıyla birinci sırada bulunuyor. İkinci sırayı 207 bin 285 katılımcı sayısıyla ve 610 milyon 448 bin YTL katılımcı fon tutarıyla Yapı Kredi Emeklilik aldı.

Ak Emeklilik 138 bin 344 katılımcı sayısıyla ve 555 milyon 295 bin YTL fon tutarıyla üçüncü olurken, Garanti Emeklilik ve Hayat 243 bin 969 katılımcı sayısı, 464 milyon 786 bin YTL’lik katılımcı toplam fon tutarıyla dördüncü oldu. Son sırayı ise 46 bin 268 katılımcı ve 53 milyon 392 bin YTL fon tutarıyla Ankara Emeklilik aldı. Tüm şirketlerin toplam katılımcı sayısı 1 milyon 317 bin olurken, katılımcıların toplam fon tutarı 3 milyar 844 milyon 74 bin YTL oldu.

(ANKA) - Sabah Gazetesi

Designed by andruil
Bu site için
Internet Explorer kullanmanız tavsiye edilir.
eXTReMe Tracker