BDDK: Türk bankalarının bilançoları batılı bankalarınkinden şeffaf
Ekim 27th, 2007 at 7:04 pm (Haberler)
27.10.2007
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başkanı Tevfik Bilgin, Türkiye’de şeffaflığın önemli bir noktaya geldiğini belirterek, Türk bankalarının mali tablolarının batılı ülke bankalarının mali tablolarından daha şeffaf olduğunu söyledi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bugün Türkiye’deki bankaların bilançolarının birçok batılı ülkedeki bankanın bilançosunun şeffaflığından çok daha şeffaf olduğunu söyledi. Bilgin, Türkiye Ekonomi Kurumu ve Gaziantep Üniversitesi işbirliğiyle dün düzenlenen “14. Ulusal İktisat” sempozyumunda “2000′li Yıllarda Uluslararası Finans Yapısı: Türk Bankacılık ve Reel Sektör Üzerine Etkileri” konulu açılış bildirisi sundu. Bilgin, finansal sistemler açısından çok önemli olan şeffaflığın Türkiye’de de belirli bir noktaya geldiğini ifade etti. Batılı ülkelerin bankalarında aynı şeyi görmenin mümkün olmadığını ifade eden Bilgin, “Bugün bankalarımızın bilançolarının şeffaflığı birçok batılı ülkenin bankasının bilançosunun şeffaflığından daha çok şeffaf. Düşük dereceli konut kredilerinin dünya ekonomisindeki yarattığı dalgalanmada bunu çok iyi gördük” dedi.
Zararlarını açıklayamıyorlar
Geçen hafta ABD’de düzenlenen Dünya Bankası’nın toplantısında dünya çapında bankaların yöneticilerine “Dünyadaki son krizde zararınız ne kadar” sorusunun sorulduğunu belirten Bilgin, “İnanın hiçbiri rakam söylemiyor. 2001 krizinde bu ülkede aynı şekilde davrandınız mı ya da o dönemdeki o zararı Türk halkına yüklerken, bazı şeyleri iteleyebilir miydik, zamana yayabilir miydik? Şimdi batılıların yaptığı şu andaki zararı zamana yaymak, üstünü örtmek ve tedavi etmek. Burada bir anlamda bir çifte standart olduğunu görmekteyiz” diye konuştu.
Bilgin, Türk finans sisteminin mart sonu itibarıyla büyüklüğünün 592 milyar YTL olduğunu bu büyüklüğün yüzde 90′ını bankaların oluşturduğunu, bunun da bankacılık sisteminin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Bir kısım ülkelerde, bankacılığın toplamının Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) üzerinde olduğunu, bu açıdan bakıldığında Türk bankacılığının önünde çok önemli bir potansiyel olduğunu ifade eden Bilgin, “Bunun için yabancı bankalar Türkiye’ye geliyor, aşırı bir ilgi var. Çünkü boşluk çok fazla, bu boşluğu doldurmak istiyorlar” dedi.
Düşen faiz ortamında bankaların kredileri yeniden keşfettiklerinin altını çizen Bilgin, bankaların finansal aracılık işlevinin daha iyi işler hale geldiğini belirtti. Önceden müşterilerin bankaya gittiğini şimdi ise bankacıların müşteriye ulaştığını kaydeden Bilgin, “Parayı satmak zorundasınız, Hazine’nin borçlanma ihtiyacı azaldıysa bu parayı nereye kullandıracaksınız, kasada bekletirseniz zarar edersiniz. Dolayısıyla tek çözüm kalıyor krediler” diye konuştu.
Kart krizini önledik
Bilgin, halkın 2001 ve 2002 yılında harcama yapmadığını ancak 2003′ten sonra konut kredileri ve kredi kartlarının cazip hale geldiğini belirtti. Bireysel kredilerin miktarının 82 milyar YTL olduğunu, 57’sinin tüketici kredileri 24′ünü ise kredi kartlarının oluşturduğunu ifade eden Bilgin, “Son bir yıldır konut kredileri birinci sırada, son dalgalanmada bir miktar frenlendi. Faiz oranları düşmeye başlayınca bu krediler yeniden artacaktır. Kredi kartları 2003-2004 ve 2005′te hızlıca arttı ama son yıllarda belli bir trende oturdu. Şu anda artış hızından memnunuz, bankalarımız yanlış pazarlama alışkanlıklarından vazgeçti. Halkımız da kredi kartı kullanmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmeye başlad” açıklamasında bulundu.
Dünyada konut kredilerindeki krizin bir benzerinin Türkiye’de bundan iki sene önce olabileceğine dikkat çeken Bilgin, “Biz buna kredi kartı krizi derdik. Bu kriz çok büyük boyutlara ulaşabilirdi. Kredi kartlarında iki sene önce aldığımız önlem, bankalar tarafından eleştirilse de krizi önlemiştir. Düzenlememiş bir piyasada kredi kartlarının büyümesi bir krize neden olabilirdi” şeklinde konuştu.
Mevduatta kısa vade sorunu
Mevduattaki kısa vade eğiliminin bankacılık sisteminin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Bilgin, vatandaşların mevduatlarını genellikle 3 aylık bir periyotta değerlendirdiklerini hatırlattı. Bankacılık sisteminde istenen ölçüde güven ortamının oluşmadığını, insanların mevduatını 3 ayda bir yenilemek istediğini kaydeden Bilgin, “Böyle bir ortamda da bankacılık yapılmaz. İki ay vadeli, bir ay vadeli mevduat alıp, 10 yıl vadeli kredi verilir mi? Bankacılar bunu nasıl çözdü yurt dışından kredi bularak. Bankacılık sistemimiz büyüyecekse ve tasarruf yeterli oranda artmayacaksa ve artmamakta ise yurt dışı kaynaklar önemli olmaya devam edecektir” dedi.
Referans Gazetesi