Bu site için Internet Explorer kullanmanız tavsiye edilir.


Kitaplar


Ekonomi Politikası / Teori ve Türkiye Uygulaması
Mahfi Eğilmez/ Ercan Kumcu
Remzi Kitabevi

Bu kitap, ekonomi konusunda yılların getirdiği ortak düşüncelerin ve ortak olmayan düşüncelerde varılan uzlaşmaların yazıya dökülmüş bir biçimi. Kitap Türkiye’yi referans alarak, ekonomik sorunların çözümü için kullanılması gereken araçları ve politikaları tartışmayı amaçlıyor. Böylece ekonomi politikasına, hem genel olarak hem de Türkiye özelinde bakma olanağı sağlıyor.


Hedge Cambazları
Barton Biggs
Scala Yayıncılık

Bu kitap, ekonomi konusunda yılların getirdiği ortak düşüncelerin ve ortak olmayan düşüncelerde varılan uzlaşmaların yazıya dökülmüş bir biçimi.“Barton Biggs piyasaları, Wall Street sahnesini izleyen diğer tüm gözlemcilerden daha müthiş bir tarz, açıklılık ve kavrayışla anlatıyor. Yeni kitabı Hedge Cambazları’ nda hedge fonları ve yatırım dünyasyna ilişkin pek çok değerli bilgi verirken bile muazzam eğlendiriyor.”-David F. Swensen Yale Üniversitesi Baş Yatırım Sorumlusu“Teknoloji balonunun zafer günlerinden bu yana yatırım tehlikeli bir iş haline geldi. Aynı şey hızla büyüyen hedge fonu sektörü için de geçerli. Biggs, Hedge Cambazları’nda bu fonlara yatırılan muazzam miktarlar konusunda karar veren kişiliklerin ve egoların sahne arkasındaki görünümlerine büyüleyici bir bakış getiriyor. Kitap muhteşem. Kişisel anekdotlar ve içeriden birinin içeridekilerle ilgili eleştirsel görüşlerini içeriyor. Bu kitabı okuduktan sonra Wall Street’ te hiç kimseye bir daha asla para vermemeyi bile düşünebilirsiniz.-Addison Wiggin, Agora Financial LLC, New York Times’ ın en çok satanlar listesindeki The Demise of the Dolar’ ın (Dolaryn Vefatı) yazarı ve Empire of the Debt(Borç İmparatorluğu) yazarlarından.


36/42 Para Harekatı
Yaşar Erdinç
Scala Yayıncılık

Hülya, 21 Şubat 2001 krizi sonrasında kaybettiği babasını mezara gönderen süreci anlamak istiyordu. Nasıl olmuştu? Krizler bir anda mı geliyordu? Nedenleri neydi? Bütün bir ekonomik sistem nasıl çalışıyordu ve krizler nasıl ortaya çıkıyordu? Bu krizlerden kurtulmak mümkün değil miydi? Başka hangi ülkeler, ne tür krizleri neden yaşamışlardı? Krizler önlenebilir miydi? Yoksa birileri bir yerkerde düğmeye mi basıyordu?


Şeytan Sofrası / Finansal Spekülasyonlar Tarihi
Edvard Chancellor
Scala Yayıncılık

Şeytan Sofrası, Yaldizlı Çağ’dan Kükreyen Yirmilere, ondokuzuncu yüzyıldaki demiryolu çılgınlığından 1929 çöküsüne, çürük tahvillerden, Japon balon ekonomisine ve Enformasyon Çağı’nın günümüzdeki borsa işlemcilerine kadar insan hayalleri ve ahmaklıklarına ilişkin çağlar boyunca süren ilginç bir öyküyü anlatıyor.


Yalancının Pokeri
Michael Lewis
Scala Yayıncılık

Michael Lewis Wall Street’in başlıca yatırım şirketlerinden biri olan Salomon Brothers’da işe başladığında,Princeton’u bitirmiş ve London School Of Economics’ten henüz mezun olmuştu.New York’ta Stajyer olarak işe başlayan Lewis,izleyen üç yıl içinde Londra’da tahvil satıcılığına yükseldi ve şirket adına milyonların peşinde koşarken,modern zamanların altında hücum dönemini para kazandırma fırsatına dönüştürdü.Yalancının Pokeri o çarpıcı çılgın yılların doruğuna çıkıyor ve sahne arkasında Amerikan iş dünyasının özgün ve fırtınalı görünümü yer alıyor.


Tercih /Bir Serbest Ticaret ve Korumacılık Öyküsü
Russell Roberts
Liman Kitap

Russell R. Roberts bu romanında, Amerika ve Amerikan iş aleminin karşı karşıya olduğu önemli uluslararası ekonomik sorunlara kışkırtıcı ve enterasan bakışıyla tüm kuralları altüst ediyor. Tercih’in yıldızı, bir 19. yüzyıl ekonomisti olan David Ricardo’nun hayaleti. Kanatlarını alabilmek için bir Amerikan televizyonimalat şirketinin genel müdürünü, yerel televizyon endüstrisini yok etme pahasına olsa bile ithalatin Amerika için iyi olduğuna ikna etmek zorundadır. Tercih, iktisat jargonunu kullanmadan uluslararası ticaretin iş hayatını ve günlük yaşantımızı nasıl etkilediğine ilişkin okuyucuya yeni bir perspektif kazandırıyor.

Erdoğan kopyalandı!

Cisco, ’TeleVarlık’ sistemi ile Başbakan Erdoğan’ı hem Ankara hem de İstanbul’daki çalışma ofislerine yerleştirdi

Ercan İnan

Böylece Başbakan Erdoğan, aynı anda hem İstanbul’da hem de Ankara’da olabiliyor. Bakanları ile sanki aynı odadaymış gibi bir masanın etrafında toplantı yapabiliyor

Cisco mühendisleri, 2007 yılının Eylül ayında TelePresence’in, Türkçe’ye çevrilmiş hali ile TeleVarlık sistemini geliştirerek ilk pilot uygulamalarına başladılar. Ekim ayında piyasaya sunulan TeleVarlık sistemi, IP tabanlı görüntü, ses ve uzaktan iletişim teknoloji alanındaki yeniliklerine dayanıyor. Geçen yılın en önemli inovasyon ürünü olduğunu eklemeliyim. Sistemde 3 adet 65 inç plazma ekran yer alıyor. Özel olarak tasarlanmış bu ekranlar sayesinde her bir tarafta 6 olmak üzere 12 kişilik özel masalar oluşturulabiliyor. Bu masalar aslında yarım. 6’sı başka bir yerde, 6’sı başka bir yerde. Ancak Cisco mühendisleri iki mekanda eş zamanlı çalışma yaparak bu masaları görüntü itibarıyla tam bir masaya çeviriyor.

Cisco CEO’su John Chambers TelePresence 3000 sistemini 5 ülkeye kurarak bu yılın sonuna doğru bu ülkelerin yetkilileri ile eğitim ve sağlığın küresel anlamda önemini tartışmayı planlıyordu. Proje Başbakan Erdoğan’a anlatıldı.

Erdoğan, sistemi çok beğendi ve öncelikle kendi işlerini kolaylaştıracak şekilde dizayn edilmesini rica etti. Cisco mühendisleri de bu ricayı kırmayarak Ankara’daki Başbakanlık Konutu ile Başbakan’ın İstanbul’da iken çalıştığı Dolmabahçe Sarayı’ndaki ofisi arasında bu sistemi kurdu. Sistemin kuruluşu tam 3 ay sürdü. Teknolojik kurulumun yanısıra akustik çalışmalar da yapıldı. Zira sistemin tam anlamı ile çalışması ve herkesin sanki aynı mekanda ve bir el mesafesinde görünebilmesi için kurulum yapılan iki farklı mekanda da çok ince hesapların yapılması gerekiyordu.

Şimdi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu sistemi kullanarak hem Ankara’da hem de aynı anda İstanbul’da bulunabiliyor. İstanbul’a geldiğinde bakanları ya da bürokratları ile acil toplantı yapması gerektiğinde Ankara’daki konuttaki özel toplantı odasına çağırdığı isimlerle buluşuyor. Ya da Ankara’da iken İstanbul’da bulunan bir bakanı ya da bürokratı ile yine aynı masanın etrafında buluşabiliyor.

Fiyatı 150 bin dolar

ABD Başkanı ile şimdi ortadan kalkan Sovyetler Birliği Başkanı arasındaki meşhur kırmızı telefon herkesin malumu. Hatta Beyaz Saray ile Kremlin arasında soğuk savaş bitse bile o meşhur kırmızı telefon hattının korunduğu hâlâ konuşulur. Cisco’nun TeleVarlık sistemi bu hattın pabucunu dama atacak gibi görünüyor. Zira bu sistemi ülkeler arasında, kıtalar arasında kurmak da mümkün. Sistem internet üzerinden çalışıyor.

Cisco kendi ofisleri arasında sistemi kurmaya ve çalıştırmaya başlamış durumda. Procter & Gamble yöneticileri de sipariş vermiş. “Başkan Bush’da da var mı, Beyaz Saray’a da kurdunuz mu?” diye sordum. Cisco’nun Genel Müdürü Erkan Akdemir “Henüz yok” diye cevap verdi. Yani Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, teknolojik anlamdaki bu yeniliği ilk kullananlardan biri. Azerbaycan’da Aliyev’in sarayına da aynı sistemin kurulum çalışmalarının devam ettiğini yine Genel Müdür Erkan Akdemir’den öğreniyorum.

Tabii bir de bu işin maliyeti var. “Böyle bir sistemi kurmak pahalı mı?” diye soruyorum. Tek bir mekandaki kurulum 150 bin dolar civarında bir maliyet çıkarıyormuş. Yani hem Ankara hem de İstanbul’daki kurulumun 300 bin dolarlık bir maliyeti var. Ancak iki taraftaki kurulum da Cisco’nun hediyesi. Bu iş için Başbakanlık bütçesinden para çıkmamış.

5 ülke lideri TeleVarlık sistemi ile görüşecek

TeleVarlIk sistemi, Türkiye ile birlikte Mısır, Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri ve Azerbaycan ülke liderlerinin çalışma ofislerine de kuruluyor. Böylece bu 5 ülkenin lideri kendi ülkelerinde ama sanki aynı odada aynı masanın etrafındaymış gibi toplantı yapabilecekler. Cisco’nun Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su John Chambers “Gittikçe daha küresel hale gelen dünyada iletişim ve işbirliğinin önemi, yalnızca kişiler ve kuruluşlar için değil, ülkeler için de her geçen gün daha da artmaktadır. Cisco TelePresence sistemi, iletişim ve bilgi paylaşımı konusunda tamamen yepyeni bir yöntem sunmaktadır ve bu teknolojinin bugün duyurulan ülkeler tarafından uyarlanması, gelişmekte olan ülkelerde varolan altyapıları kademe kademe ilerletme konusunda bilişim teknolojilerinin oynadığı rolü göstermektedir. Bu sistem bölge içinde daha büyük bir etkileşim sağlamaya yarayacak” diye konuştu.

SANKİ HEPSİ AYNI YERDE

Resimdekilerden 4’ü aslında arkası dönük olan 5 kişi ile aynı mekanda hatta aynı şehirde ya da ülkede bulunmuyor. Ancak Cisco teknolojik olarak bu 9 kişiyi TeleVarlık sistemi sayesinde aynı masanın etrafına topluyor. O 4 kişi de yine aynı sistem sayesinde arkası dönük 5 kişiyi kendi toplantı odalarında masanın karşısındaymış gibi görüyor ve konuşabiliyor.

Vatan Gazetesi

Enka İnşaat, Koreli KEPCO ile nükleer enerj ihalesine girecek

Enka, Güney Kore’nin enerji devi KEPCO ile işbirliği anlaşması imzaladı. Enka’nın ihaleyi kazanması halinde santrali KEPCO ile yapacak

Kerim ÜLKER / EKONOMİ

Türkİye’nİn ilk nükleer enerji santrali ihalesine katılan firmalar yabancı ortak arayışına girdi. 21 Şubat’ta yapılması beklenen ihaleye katılacak 18 firmanın hazırlıkları sürerken, Enka İnşaat, Güney Kore’nin en büyük enerji şirketi Korea Electric Power Corp. (KEPCO) ile masaya oturdu. 25 Ocak’ta Ankara’da buluşan Enka Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Tara ve KEPCO Başkanı ve CEO’su Won Gul-Lee işbirliği anlaşması imzaladı. Güney Kore’nin elektrik ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan nükleer enerji santrallerini yaparak adını duyuran KEPCO CEO’su Won Gul-Lee, yeni yatırımlarının artık Kore dışına yansıması projeksiyonunda Türkiye’nin önemli bir rolü olduğunu söyledi. 2015 yılında cirolarını 50 trilyon won (yaklaşık 55 milyar dolara) çıkaracaklarını anlatan Lee, “Bunun yüzde 8.3’ü yani 4 milyar doları yurtdışı operasyonlarımızdan gerçekleşmesini planlıyoruz” dedi. Geçen hafta Bolivya’da 120 MW’lik hidroelektrik santrali kurmak için imza atan KEPCO, Forbes dergisi tarafından dünyanın en büyük 500 şirketi sıralamasında 228. sırada yer aldı. Toplam cirosu 28.7 milyar dolar olan KEPCO’nun hisseleri New York Borsa’sında işlem görüyor. Şirketin 2007 kârı 2.3 milyar dolar. Güney Kore’de 40’a yakın hidroelektrik ve nükleer enerji santrali bulunan KEPCO’nun toplam 20 bin 388 çalışanı bulunuyor.

Vatan Gazetesi

Babasının en büyük rakibiyle ortak oldu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın oğlu Mustafa Ömer Topbaş, babasının rakibi ile ortakla şirket kurdu

Kadir Topbaş, Saray Muhallebileri adıyla Türkiye’nin en büyük pastane zincirlerinden birine sahip. Sütiş markasına sahip Kocadağ ailesi ise Kadir Topbaş’ın en büyük rakiplerinden biri. Topbaş’ın oğlu Mustafa Ömer Topbaş 2006 yılında Sütiş’in ortaklarından Emre Kocadağ ile ortak şirket kurdu. Şirketin adını ise ’Sütiş Gıda İnşaat Turizm Tekstil ve Ticaret Ltd.’ koydu.

İstanbul Tiaret Odası kayıtlarına göre Sütiş Gıda İnşaat Turizm Tekstil ve Ticaret Ltd’nin iki ortağı bulunuyor. 3 Nisan 2006 tarihinde kurulan şirketin sermayesi 30 bin YTL ve Emre Kocadağ ile Mustafa Ömer Topbaş 15 bin YTL’lik hisseye sahip. Şirketin adresi ise Koç Üniversitesi.

Üniversitede kurdu

Mustafa Ömer Topbaş, Referans gazetesine verdiği röportajda şirketin kuruluş öyküsünü ise şöyle anlatıyor: “İlk işimi Koç Üniversitesi son sınıf öğrencisiyken kurdum. Kantinlerin yetersiz olduğundan yola çıkarak Sütiş Muhallebicisi’nin oğlu Emre Kocağ ile aileden aldığımız küçük bir sermaye ile Pigastro markasını oluşturduk.” Pigastor markası Koç Üniversitesi’nden sonra Bilgi Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi’nde açılırken önümüzdeki ay ise Sabancı Üniversitesi’nde hizmet vermeye başlayacak.

İTO kayıtlarına göre Mustafa Ömer Topbaş, aile şirketlerinin hiçbirine ortak görünmüyor. Emre Kocadağ ise ortağının aksine, ailesinin bütün şirketlerinde ortak.

Saray ile Sutiş’in geçmişine bakıldığında, uzun yıllara dayanan rekabet ortaya çıkıyor. Saray Muhallebisi’nin kuruluşu 1860’lı yıllara giderken Sütiş1922 yılında Taksim’de kuruluyor. Sütiş 1922 yılında Şükrü Efendi tarafından kurulurken, 1980 yılında Mevlüt Kocadağ tarafından satın alınıyor. Saray Muhallebicisi ise 1860’lı yıllarda Kerem Çavuş tarafından İstanbul Fındıklı’da kuruldu. Daha sonra torunu Hüseyin Topbaş tarafından İstiklal Caddesi’nde şubesi açıldı.

Vatan Gazetesi

Deva’da askeri düzeni bitirdik, yatırıma 100 milyon dolar ayırdık

90 milyon dolarlık borçları sıfırlanarak PharmaInvest Fonu’nun bünyesine katılan Deva Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Philipp Daniel Haas, “Biz devraldığımızda Deva Holding’de bir askeri birliği andıran yönetim anlayışı vardı. Bu havayı tamamen değiştiren yeniden yapılanma başlattık. Türkiye’nin geleceğine, bölgede ilaç pazarının büyüme potansiyeline bakarak 100 milyon dolarlık yatırım için düğmeye bastık” dedi.

GEM Global Equities Management S.A. bünyesindeki PharmaInvest Fonu tarafından 90 milyon dolarlık borçları sıfırlanarak satın alınan Deva Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Philipp Daniel Haas, “Biz devraldığımızda Deva Holding’te bir askeri birliği andıran yönetim anlayışı vardı. Şirketi devraldıktan sonra bu havayı tamamen değiştiren yeniden yapılanma başlattık. Önemli sonuçlar da elde ettik. Türkiye’nin geleceğine, bölgede ilaç pazarının büyüme potansiyeline bakarak 100 milyon dolarlık yatırım için düğmeye bastık” dedi.

TÜRKİYE GİBİ GÜÇLENDİ: Philip Daniel Haas, Deva Holding’in satın alınması işleminin GEM’e bağlı PharmaInvest Fonu önderliğinde, D.E. Shaw, Gavea Investments, Grifin Capital ve Frsa’nın desteğiyle oluşturulan EastPharma Ltd. üzerinden gerçekleştirildiğini hatırlatarak, şunları söyledi: “2006 yılının ilk yarısında dışardaki dalgalanmaya bağlı olarak Türkiye’de yaşanan olumsuz hava, Deva’yı da olumsuz etkiledi. Satışları yüzde 50 düştü, likiditesi neredeyse kurudu. Ancak, 2007 bizim için toparlanma ve yeniden yapılanma yılı oldu. Şimdi farklı bir noktadayız.”

ESKİ ATV BİNASI MERKEZ: Haas, Deva’nın İstanbul Levent’teki eski üretim yeri ve merkezi olan binayı 80.5 milyon dolara sattıklarına işaret ederek, şöyle konuştu: “Basın Ekspres Yolu üzerindeki eski ATV Televizyonu binasını satın alarak Deva Holding’in merkezini buraya taşıdık. Bina satışından elde ettiğimiz geliri tümüyle yatırımlara yönlendirdik. Çerkezköy’de dört bina, Köseköy’de bir bina yapıyoruz. Yatırımlarımız tamamlandığında üretim kapasitemiz 80 milyon adetten 360 milyon adete, yani dört katına çıkacak.”

10 YENİ ÜRÜN ÇIKARDIK: Deva Holding’in kendi dönemlerinde ilk kez misyon ve vizyon ortaya koyduğunu, “Devlete, tüketicilere, hissedarlara, çalışanlara, iştiraklere dürüst davranan ve çevreyi korumanın” başını çektiği ilkeler belirlediklerini vurgulayan Haas, şunları dile getirdi: “Deva, eskiden yılda 1-3 yeni ürün çıkarırmış. Biz 2007’de 10 yeni ürünümüzü piyasaya sürdük. Bundan sonra da hedefimiz yılda ortalama 10 yeni ürünü piyasaya sunmak. İlaç sektöründeki yenilikleri izin süreçlerinin önümüzü açmasına bağlı olarak hızla tüketicimize sunmak.”

KOLAY KOLAY ÇIKMAYIZ: Philip Daniel Haas, “Bağlı bulunduğunuz GEM eninde sonunda bir fon. Deva Holding’i bünyenizde ne kadar tutmayı planlıyorsunuz? Sizin için, ’Kazandık, satıp gidelim’ denecek süre nedir?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Deva’da 100 milyon dolarlık yatırım düğmesine basmışken satıp çıkmayı düşünecek noktada değiliz. 10-15 yıldan önce de böyle bir konu gündeme gelmez. Biz şimdi Türkiye’de geleceğe bakıp yolumuza devam etmek istiyoruz.”

Türkiye’de üretim yapıp bölgesel güç olacağız

PHILIP Daniel Haas, Deva Holding’i Türkiye’de ilaç üretim üssü haline getirmeyi planladıklarını belirterek, şunları söyledi: “Kapasitemiz yeni yatırımlarla 4’e katlanınca Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan başta olmak üzere bölgeye yayılmak, bölgesel güç olmak istiyoruz. Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan’da ofisler açtık. Rusya ve Kazakistan’da işbirliği görüşmeleri yapıyoruz. Gelecek 5-10 yılda üretimizin yarısının ihraç eder hale gelmeyi planlıyoruz.”

2010’da ilaç tüketiminde dünya 10’uncusu olursunuz

TÜRKİYE’nin dünya ilaç tüketim liginde 2010 yılında 10’uncu sıraya yükselmesinin beklendiğini vurgulyan Philip Daniel Haas, şöyle konuştu: “Türkiye 70 milyonluk nüfusuyla çok önemli bir Pazar. Avrupa’da kişi başı yıllık ilaç tüketimi 500 dolar, ABD’de 900 dolar. Türkiye’de ise 100 dolar. Bu rakamın önümüzdeki 5 yıl içinde ikiye katlanması söz konusu olabilir.”

Halka açıklık yüzde 5’e indi satandan hisse almaya hazırız

DEVA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Philip Daniel Haas, “50 yıllık geçmişi olan holdingin yapısı çok ortaklı ve halka açıktı. Şimdi durum nedir?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Şirketin halka açıklık oranı yüzde 5’e kadar indi. Hissesini satmak isteyen olursa almaya her zaman hazırız. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndan (İMKB) çekilmeye mevzuat izin vermiyor. EastPharma Londra’da halka açık. Biz Türkiye’de de halka açık şirket olmaktan memnunuz.”

Türkiye jenerik ilaç üretiminde güçlü olmalı

PHILIP Daniel Haas, “Deva, Türkiye’nin önde gelen jenerik (benzeri) ilaç üreticilerinden biri. Türkiye’nin jenerik ilaç üretiminde güçlü olması gerekir. Aksi halde Çin ve Hindistan’dan gelecek jenerik ilaçlar piyasayı kaplar” dedi.

Hürriyet Gazetesi

82 yaşındaki mikro girişimci bile ödülle işini büyütmeyi hedefliyor

82 yaşındaki mikro girişimci bile ödülle işini büyütmeyi hedefliyor
700’ün üzerinde kadın girişimcinin başvurduğu “Citi Mikro Girişimci Ödülleri” 28 Ocak’ta sahiplerini buluyor. Toplam 25 bin YTL’nin dağıtılacağı ödüller için girişimciler arasında düzenlenen ankette “Ödül alsanız, bu parayı nasıl değerlendirirsiniz” sorusuna girişimciler tereddütsüz olarak “İşimi geliştirmek için kullanırım” dedi.

Ceyhun KUBURLU
TÜRKİYE’de bu yıl ilk kez verilecek olan Citi Mikro Girişimci Ödülleri için Diyarbakır ve İzmit başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından 700’ün üzerinde mikro girişimci başvurdu. Finale kalan 25 mikro girişimci 28 Ocak tarihinde gerçekleştirilecek törenle ödüllerini alacak. Önümüzdeki günlerde ödüllerine kavuşacak olan kadın mikro girişimciler arasında düzenlenen ankette “Ödül alsanız, bu parayı nasıl değerlendirirsiniz” sorusuna ise girişimciler tereddütsüz olarak “İşimi geliştirmek için kullanırım” dedi. Özellikle tarım, hayvancılık ve gıda alanında yaptıkları çalışmalarla dikkatleri üzerine çeken girişimcilerin yaşları da 19 ile 82 arasında değişiyor.

25 MİKRO GİRİŞİMCİ ÖDÜL ALACAK: Citi Mikro Girişimci Ödüllerinin Türkiye’de bu yıl ilk kez, KEDV ile işbirliği içinde ve MAYA Mikro Ekonomik Destek İşletmesi, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın (TOG) desteği ile gerçekleştiriliyor. Citi Mikro Girişimci Ödülleri kapsamında “Sektörel ödüller”, “Özel ödüller” ve “Umut Vaat Eden Girişim Ödülleri” kategorilerinde ödül verilecek. Türkiye’de bu yıl ilk kez gerçekleştirilen yarışma sonucunda, 25 mikro girişimci ödüllendirilecek. Citi Vakfı tarafından 2001 yılında hayata geçirilen Citi Mikro Girişimci Ödülleri Programı, dünya çapında mikro girişimcilik konusunda farkındalık sağlamayı amaçlıyor.

10 MİLYON YTL KREDİ: Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Akgül, mikro kredinin, düşük gelirli insanların kendilerine ve ailelerine bakabilmeleri için gelir sağlamaları amacıyla kendi işletmelerini kurmalarına yönelik verildiğini belirterek “Diyarbakır’da uygulanmaya başlanan mikro kredi konusunda bölgede yoksullukla mücadelede önemli bir farklılık oluştu” dedi. TİSVA’nın bugüne kadar 5 bin 500 kişiye yaklaşık 10 milyon YTL tutarında kredi verdiğini söyleyen Akgül, “TİSVA’dan mikro kredi kullanan mikro girişimcilerin yüzde 10’u ticaret sektöründe, yüzde 60’ı üretim sektöründe, yüzde 40’ı da hizmetler sektöründe faaliyet göstermektedir” diye konuştu.

İSTİHDAMA KATKI SAĞLIYORLAR: KEDV Yönetim Kurulu Üyesi Şengül Akçar “Kadınların hayat deneyiminden gelen uzmanlıkları ve yoksullukla mücadeledeki yaratıcılıklarına dayanan kolektif kapasite geliştirme ve ekonomik güçlendirme programları uygulanıyor” dedi. Akçar konuşmasını şöyle sürdü: “Mikro kredi konusunda son dönemlerde insanların ne kadar hassas olduğunu görüyoruz. Bu krediler ile özellikle kadınlarımız kendilerine iş kuruyor ve yanlarında işçi çalıştırıyorlar. Yani sadece kendi ailelerine değil ayrıca ülke ekonomisine ve istihdamına da büyük katkı sağlamış oluyorlar.”

En zengin ülkeler de mikro kredi veriyor

İLK olarak Bangledeş ve Brezilya’da başlayan mikro kredi kullanımı bugün dünyanın birçok ülkesinde yaygın bir şekilde devam ediyor. Tüm dünyada yaklaşık 16 milyon girişimciye 7 bin mikro finans kuruluşu hizmet veriyor. Mikro kredinin otuz yıl önce verilmeye başladığını söyleyen Aziz Akgül, “1980’lerden sonra ise geliştirilerek Güney Asya, Doğu Asya, Afrika, Doğu Avrupa ve Güney Amerika’daki birçok ülkeye yayıldı. Bugün en zengin ülkelerde bile bu krediler veriliyor” dedi.

Hürriyet Gazetesi

Türkiye’nin otobüs üretimi ve ihracatı arttı

Türkiye’nin otobüs üretimi ve ihracatı arttı
Türk otomotiv sanayi üretim ve ihracatta sağladığı başarıyla, son yılların en fazla dikkat çeken sektörlerinden biri oldu.
A.A.

Türk otomotiv sanayinin yakaladığı başarıyla birlikte, Türkiye’de otobüs üretimi ve ihracatında da önemli gelişmeler kaydedildi.

İlk kez 2006 yılında 1 milyon adedin üzerine çıkararak üretim rekorunu kıran sektörün geçen yılki üretimi de traktörler dahil edildiğinde önceki yıla oranla yüzde 10 oranında artarak 1 milyon 133 bin adede çıktı.

Sektörünün ihracatı da 2007 yılında yüzde 33,4 oranında artarak yan sanayi ile 20 milyar 63 milyon dolara ulaştı.
Geçen yıl otobüs üretimi de yüzde 15′lik bir artış gösterdi. Sektörde faaliyet gösteren Mercedes-Benz, MAN Türkiye, Otokar, BMC ve Temsa gibi şirketler geçen yıl toplam 6 bin 946 adet otobüs üretirken, bunun 5 bin 352 adedini ihraç etme başarısı gösterdi. Böylece sektör ihracatı adet bazında bir önceki yıla göre yüzde 30 oranında artırmış oldu.

2007 yılında Türkiye, otobüs ihracatından 1 milyar 99 milyon 543 bin 73 dolar gelir elde etmiş oldu. İhracatta dolar bazında yüzde 52′lik bir artış yaşandı.

Otobüs üretiminde 12 aylık kapasite kullanım oranı ise yüzde 91 oranında gerçekleşti.

ÜRETİMİN LİDERİ MERCEDES-BENZ TÜRK

Yıllık otobüs üretimine bakıldığında Hoşdere’deki fabrikasında üretim yapan Mercedes-Benz Türk, geçen yılın lideri oldu.

Dünyanın en modern otobüs fabrikalarından biri olarak tanımlanan, fabrikanın enerji ihtiyacını karşılayan bir kojenerasyon merkezine ve otobüs geliştirme merkezine sahip olan Hoşdere fabrikasında şehirler arası otobüsler Travego, Intouro ve yeni Tourismo ile şehir içi otobüs yeni Conecto üretiliyor.

Üretiminin yarısından fazlasını başka Batı Avrupa olmak üzere 70 ülkeye ihraç eden Mercedes-Benz Türk, geçen yılki üretimini de önceki yıla göre yüzde 43 oranında artırarak 3 bin 6 adede yükseltti.

Mercedes-Benz Türk A.Ş. Direktörler Kurulu Başkanı Jürgen Ziegler geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, fabrikanın üretim kapasitesini yüzde 20 oranında yükseltmeyi planladıklarını ifade etmişti.

TEMSA OTOBÜSTE BİR MARKA OLDU

Bu yıl 40. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan Temsa ise Adana’daki tesislerinde Türkiye pazarına yönelik olarak Temsa Diamond, Temsa Safir, Temsa Safari şehirler arası yolcu otobüsü, küçük otobüs Temsa Powerbus, Temsa Prestij Midibüs üretimini gerçekleştiriyor.

Temsa’nın ürettiği otobüs ve midibüsler bugün Batı Avrupa ülkeleri başta olmak üzere 30′u aşkın ülkede tercih edilirken, Temsa yıllık otobüs üretiminin yaklaşık yüzde 75′ini ihraç ediyor.

Temsa Genel Müdürü Mehmet Buldurgan, geçen yıl toplam 993 adet otobüs ve midibüs ihraç ederek ihracatlarını 2006 yılına göre yüzde 11 artırdıklarını, ihracatlarının yüzde 85′ini Avrupa ülkelerine yaptıklarını kaydetti.

İhracatlarında ilk sırayı yüzde 10,6 pazar payı ile Fransa’nın aldığını, Avrupa’da toplam pazar paylarının yüzde 7′ye ulaştığını, bu yılki hedeflerinin ise yüzde 10 olduğunu bildiren Buldurgan, geçen yıl Fas, İspanya, Ürdün, Polonya, Makedonya ve Estonya olmak üzere 6 yeni ülkede yeni bayiler açarak bayi ağını 40 ülkeye yaydıklarını anlattı.
Avrupa’nın en büyük bağımsız otobüs ve midibüs üreticisi olma yönünde emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Buldurgan, 2008 yılında toplam 1100 adet otobüs ve midibüs ihracatını gerçekleştirerek 200 milyon dolar ihracat rakamı hedeflediklerini bildirdi.

Buldurgan ayrıca Temsa’nın otobüste bir marka olduğunu ifade etti.

Bu arada Temsa geçen yıl Busworld Shanghai’de Diamond ile “Asya’da Yılın En Lüks Otobüsü” ödülünü, Otobüs fuarı Kortrijk’de ise 2008 Yılının Otobüs Üreticisi ödülünü almıştı.

MAN TÜRKİYE OTOBÜS ÜRETİMİNİ YÜZDE 30 ARTIRDI

Türkiye’de Ankara’daki fabrikasında üretim yapan MAN Türkiye A.Ş de, geçen yıl otobüs üretimini yüzde 30 artırdı.
Geçen yıl 2 bin 69 adet otobüs üreten MAN Türkiye, üretiminin büyük bir bölümünü Avrupa ve yakın doğu ülkelerine ihracat etti.

2007 yılındaki üretim rakamını, 2008 yılında da sürdürmeyi amaçlayan MAN Türkiye özellikle şehirleşme oranlarında görülen artış nedeniyle standardı yüksek seyahat otobüslerine duyulan ihtiyacı değerlendirmeyi hedefliyor.

Hürriyet Gazetesi

Türkiye`nin geleceğiyle ilgili süper iddia

ABD’NİN saygın gazetesi New York Times’a göre 2016 yılında ABD, süpergüç özelliğini kaybedecek.

YIL 2016

Batı’da Avrupa Birliği, Doğu’da ise Çin dünyanın yeni parlayan yıldızları olacak.

Türkİye, Avrupa’ya çok daha sıkı şekilde bağlanıp AB süpergücünün bir parçası haline gelecek. Iraklı Kürtler’in Bağımsız Kürdistan hayali ise gerçeğe dönüşecek.

New York Times gazetesinin hafta sonları yayınladığı New York Times Magazine dergisi bu hafta kapak konusu olarak ABD’nin çöküşünü seçti. Başkan George Bush döneminde ABD’nin gücünün hiç olmadığı kadar azaldığını belirten dergi, 2016 yılına gelindiğinde süpergüç özelliğini de yitireceğini kaydetti. New York Times’a göre takvimler 2016 yılını gösterdiğinde dünyada şu değişiklikler yaşanacak:

* Barack Obama, Hillary Clinton ya da John McCain başkanlıklarının ikinci dönemini bitiriyor olacaklar. Ve Amerika dünyada her zamankinden çok daha güçsüz hale gelecek. Yıllar önce Irak’tan çekilmiş olan Amerikan askerlerinin tamamı bağımsız Kürdistan topraklarına konuşlanmış halde olacak.

* Afganistan’da NATO’nun verdiği mücadele başarıya ulaşacak. İran ise tüm tehditlere rağmen nükleer silahını yapacak ve nükleer ülkeler klübüne katılacak.

Rusya güç kaybedecek

* Doğuda Çin, Tayvan’ı topraklarına katacak denizlerdeki hakimiyetini her geçen gün artıracak.

* Avrupa Birliği 30’dan fazla üyesi, Kuzey Afrika, Hazar Denizi ve Rusya’dan gelen enerji yolları ve nükleer enerjisiyle önemli bir güç haline gelecek.

* Amerikan rüyasının yerini Avrupa rüyası alacak. Avrupa Birliği, uydu ülkeleri giderek daha fazla cezbetmeye başlayacak. Çin ise Doğu’da tüm ülkelerin çekim merkezi haline gelecek. Bu bölgede Amerika’nın dostu olan ülkeler Çin ile bir gerginlik yaşamak istemedikleri için Çin’e giderek daha fazla yakınlaşacaklar.

* Çin ve Rusya’nın liderliğinde Türki cumhuriyetlerin de katılımıyla Doğu’nun NATO’su kurulacak.

* Rusya ise süpergüç olma iddiasını her geçen yıl biraz daha yitirecek. Sebebi ise nüfusta yaşanan büyük düşüş. Yıl 2025’te Rusya, dev topraklarına rağmen Türkiye kadar nüfusa sahip olacak ve her yıl 500 bin vatandaşını kaybetmenin bedelini siyasi arenada güç kaybıyla ödeyecek.

Türkiye ‘Yeni Osmanlı’ politikası izleyecek

New York Times’a göre 2003 yılındaki tezkere reddi ile ABD-Türkiye ilişkileri kopma noktasına gelmişti. Şimdi AB’ye üye olmayı hedefleyen Türkiye, Amerika’nın sürekli olarak AB içinde kendi lehine lobi yapmasından rahatsız olacak ve ABD’den uzaklaşacak.

* Yeni Türk politikası, “Türk gururu” ve “agresif Neo-Osmanlıcılık” öğelerini içerecek. Eğer Avrupa, Türkiye’yi reddetmek yerine Türkiye’nin bu politikalarını silah olarak kullanırsa Suriye, Irak, İran gibi ülkelere istikrar getirmekte başarılı olabilir.

* Bu süreç içerisinde Türk mühendisleri Anadolu’ya köprüler, yollar ve tüneller inşa etmeyi sürdürecek. Türkiye, Arap dünyası ve Ortadoğu’daki etkisini hem askeri hem de ekonomik olarak artıracak. Türk tacirler Batı kadar Doğu’ya da bakmaya başlayacaklar. * İstanbul’u gören biri, Türkiye AB üyesi olmasa da bu ülkenin ne kadar Batılı olduğunu anlayacak.

* Türk diasporasının her yıl ülkesine gönderdiği

* milyar dolar, her yıl bu ülkeye gelen 20 milyon turist ve 20 milyar dolarlık dış yatırım Türkiye’yi Avrupa süpergücünün bir parçası yapacak.

Vatan Gazetesi

Chavez: Dolardan çıkın

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, ABD ekonomik krizinin yakın olduğunu belirterek, Latin Amerika’daki müttefiklerine, uluslararası rezervlerdeki milyarlarca dolarlık paralarını ABD bankalarından çekmeleri çağrısında bulundu.

AA

Latin Amerika zirve toplantısında, bölge kaynaklarının bir havuzda toplanması ve Dünya Bankası gibi ABD güdümlü bankalardan bağımsızlık sağlamak için bir bölge kalkınma bankasının kurulması için ilk adım atıldı.

ALBA kuruldu

ALBA (Amerika İçin Bolivarcı Alternatif) bankası 1 milyar dolar sermayeyle işe başladı. Venezuela, bankanın en önde gelen finansörü olacak. Banka fonları, toplumsal projelerle ortak petrol şirketi gibi diğer projelerde kullanılacak. Venezuela, Nikaragua, Bolivya ve Küba’nın oluşturduğu ALBA ülkeleri toplantısına Ekvador, Uruguay, Honduras, Haiti, Antigua ve Barbuda, St. Vincent gibi ülkeler gözlemci olarak katıldı.

Designed by andruil
Bu site için
Internet Explorer kullanmanız tavsiye edilir.
eXTReMe Tracker